« February 2009 | Main | April 2009 »
Posted by MADA on 31/03/2009 at 14:18 in KOMİK | Permalink | Comments (1) | TrackBack (0)
Görsel olarak kurgulanmış hali :)))
Posted by MADA on 31/03/2009 at 10:59 in KOMİK | Permalink | Comments (1) | TrackBack (0)
Yürekten taşan gürültülü, çarpıntılı bir heyecan, bazen sağlam bir gülümsemedir türlü saklambaç oyunlarına. Büyüklerin oyunlarında ilahi güç yoktur. Sır doludur. Bir o kadar gerilen asabi akort telleri mevcuttur… Sinir harbi eşliğinde eşlik edilir sessizce oyuna. Aklına gelen başına gelir insanın, kaderci olur çıkarsınız bu gibi durumlarda ve anıların, bilgilerin, önemi olmayan bu gibi anlarda kelimelerin ucu zehirli iğne olur sokar, sözcükler yakıcı tat olur dilde.
Atmosferi , oksijeni paylaştığınız hırs
ve başarının şehvetine sırtını dayayan iyelik eki müdanasına, kafayı takan uzun
uzun anlatılmış bir yere ait olamama hissi eşliğinde illaki birine ait olma
takıntısını dayatırlar size çarkın dişlileri. İnsanoğlu bu ya, mutlaka
sahiplenecek bir şeyleri!
Arada
kalmışlık. Yanlış zamanın yanlış bir yerinde sıkışıp kalmak. Ama ne yazık ki sen daima başlıktaki im[l]a
hatasına takılıp kalırsın !
Fonda : Requiem For A Dream - Summer Overture çalmaktadır…
Posted by MADA on 30/03/2009 at 18:43 in DENEME | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Dumura uğratmış, şaşırtmış biraz da tedirgin etmiş hadisedir kendisi. Aslına bakarsanız Trt'nin son zamanlarda her olaya her etkinliğe atlaması, parayı bastırıp alması çok da şaşırtmıyor bünyeyi. Bir F1 kolik olan ben için pek hoş olmasa da, trt'nin paraları böyle keyfi harcaması sanki 1 az nahoş kaçıyor. Açıkçası işin tedirgin edici tarafı ise, 40 yıllık Trt'nin sık sık görülen ve saç baş yolduran meşhur! yayın politikası. Ben hala Kırkpınar güreşleri nedeniyle Wimbledon finalininin yayınını kesilmesinin travmasını, utancını, rezaletini unutmuş değil.
Posted by MADA on 27/03/2009 at 14:42 | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
SANI
Yüzbinler içinde ikimiz ağlıyoruz.
Doğrularımız bir, yalanlarımız ayrı.
Korkarım ki ikimiz de anlıyoruz,
Başka başka şeyleri aynı.
Posted by MADA on 27/03/2009 at 10:02 in "ALINTI" | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri ne yazık ki!!! Hala
bulamadılar :(
112 Acille yapılan konuşmayı izleyip ne yazık ki !!! Hanımefendinin
tecrübesiz ve beceriksiz olduğu görmem beni şok etti. Bacağı kırık ve dehşet bir olayın içerisindeki
adamcağıza abuk sabuk - saçma sapan sorular soruluyor. Halbuki detay almalı :
Adınız / Soyadınız, kaç kişisiniz,
nereye düşmüş olabilirsiniz, etrafta yerinizi belli edebilecek her hangi
bir iz, işaret vs var mı? Yaralı, ölü var mı, varsa durumları ne. İlk yardım çantası - kutusu vb var mı
helikopterde, orada battaniye veya ilk
yardim örtüsü tarzı örtünebileceğiniz sizi sıcak tutacak, soğuktan korunmaya calışın ve konuşun
arkadaşlarınızla, onlar uyumamalılar falan gibi işte. Umut verici, motivasyon edici, tedirgin etmeden
kurtarma ekibimizi hemen gönderdik, yoldalar, yerinizi tesbit eder etmez hemen
onlara ileteceğiz , sabırlı olun falan yok ne yazık ki!!! Helikopterde herhangi bir işaret fişeği -
tabancası var mı, görebiliyor musunuz tarzı bir yönlendirme yok şok içerisindeki
yaralıya. .. Ateş yakma imkanınız var mı, hareket edebiliyor musunuz sizi
görmeleri için falan yok, yook, yoooooooooooooook…
Posted by MADA on 26/03/2009 at 15:57 | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
1 dünya kullanıcının internetteki müzik merkezi, saplantısı, sevgilisi haline gelen Last.fm de ne yazık ki !! krize yenik düşerek, ücretli hale gelmeye hazırlanıyor :( Online müzik merkezi Last.fm, ABD, İngiltere ve Almanya dışında ikamet eden kullanıcılarından ücret talep etmeye başlayacak. 30 şarkılık ücretsiz deneme sürecinin sonrasında, kullanıcılar 3 Euro aylık abonelik bedeli ödeyecek. Bakalım Last.fm'in bu adımının ardından, mevcut popülaritesine yönde değişecek ? Bakınız :
Posted by MADA on 25/03/2009 at 10:51 in GÜN | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış "Bak" demiş kocasına "Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?'"
"Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim" diye cevap vermiş kocası.
Posted by MADA on 25/03/2009 at 10:32 in GENEL | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
MEĞER GEÇMİŞ_İMDE FARKEDEMEMİŞİM :(
Toy gençliğim ve o hiç sıkılmadan neredeyse gündüz & gece
yeniden yeniden izlediğim obsesif filmlerimdeki rol kesenler gibi benimde kafamın
içi boş. Nereden geldiği pekte belli
olmayan bir sürü replik etrafta dans etmekle meşgul.
Aslına bakarsanız o zamanlar hayatla filmler kadar
ilgili bile değildim. Kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan bir it gibi debeleniyordum,
ya içindesindir çemberin ya da dışındasındır misali. Çocukça takılmalarda tökezleyip
kalmıştım. Filmlerden ezberlediğim
hayatlara mahkum olmayacağımı zannedip, böbürlenip neşelenirdim bide: ne acaip
geliyor şimdi.
Sevdiğim filmler bitince ve gerçek hayat motor dediğinde, bodoslama daldığım yaşamda
anladım ki; güvenli koltuklarımızda ki Pop-corn kemiren, Seven_Up höpürdeten, Frigo
yalanan izleyici konumunda olamayacağım bir daha asla. Gülümseyişimde gizli o
bir avuç umudu, yaşadığım yerle yeksan aşklardaki mutluluğu ve zamanın hızla parmak uçlarımızdan kayıp
giderken ki hissi ile ve akabinde olayı
ay’mak. Ve Boooommmmmmmmm…
Bir damla umudun arandığı bir seyahatteymişim
meğer, farkına dahi varamadığım. Bir kaosun içerisinde, bir flu yanılsamanın
hemen peşinde... Derinnnn sularda sizin anlayacağınız!!! Üstelik benliğimi
bulmak adına, hııııım !
Bir başka halet-i ruhiye anlarında gizlice geçiş
yaparken yakalanmak mı kendinize? Pehhh,
hatırlarsınız kendinizden! Var ile yok arasında durduğum zamanlardan
hatıra değil mi, beynime musallat olan kekremsi anıların hiyerarşik hakimiyeti
!
Hayat uzun soluklu bir şaka gibi, en azından benim
için öyle.
En çok benimsediğin, en az kalan oluyor.
Önemsemediğin, en fazla rötar yapan.
Sonra ?
Artanla – aslında kalan içine sancı eklemek sadece.
Gerisi yok bile !!
Daimi bir huzursuzluk, daimi bir rahatsızlık. Süregelen,
kaynağı meçhul bir pişmanlık zaman zaman. İki zaman arasında sıkışmak, ne
geçmişe, ne şimdiye ait olamamak onun yüzünden. Bir neredeyim bilememe hali
sürdürülen bu sebepten.
Bundan sonrasını ancak bir albüme bakarak anlatabilirim diye düşünüp, aklına
gelenleri yok etmek için gözleri kapamak aklına üşüşenleri def etmek sessizce
ve hemencecik.
Ve bir adım sonrası …
Farkındalık .
..................................................................................................................................................
*** P.s:
Bu [adı üstünde DENEME] post’u oldukça depresif bir anımda, Yawru MADA mışıl
mışıl uyurken, sevgili kocişim maç izlerken hemen yanı başındaki oda da, kulaklıklarımdan zangır zangır “Pink Floyd – Comfortably
Dolls” çalarken yazdım, biline :D
Sonra Msn’den, comments’ten veya E-Mail falan
yollamayın bu mod’da neyin nesi diye? Hayırdır & Neler oluyor? Her şey
yolunda mı, bla blaa bllllaaaa … diye…
Posted by MADA on 24/03/2009 at 01:11 in DENEME | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Kıssadan Hisse Meselesi : (
Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba Pazar
sabahı kalkmış. Eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek
olmanın tadını çıkartayım demiş. Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelmiş
ve kendisini parka götürmek için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış. Canı
hiç dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane bulup evde oturayım, dinleneyim
diye düşünmüş. Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne
ilişmiş. Bu haritayı önce parçalara ayırmış. Oğluna uzatmış. Oğlum bu haritayı birleştirebilirsen
hemen gidelim parka demiş. Sonra da içinden derin bir oh çekmiş. Bunu coğrafya
öğretmenine versen epey bir zamanda düzeltebilir ancak diye düşünüyormuş. İyi
düşündüm demiş hatta.
Aradan 10 dakika geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. Baba haritayı
düzelttim, parka gidebiliriz demiş. Adam önce inanmamış ama haritayı görünce
şaşkınlıktan küçük dilini yutmuş. Oğluna bunu nasıl yaptığını sormuş. Çocuk
demiş ki: bana verdiğin haritanın arkasında insan resmi vardı : İNSANI
DÜZELTİNCE DÜNYA KENDİLİĞİNDEN
DÜZELDİ.
Posted by MADA on 23/03/2009 at 10:07 in GÜN | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)