« May 2007 | Main | July 2007 »
Posted by MADA on 23/06/2007 at 11:50 in GÜN | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Babalar Gününün Hikayesi
Anneler
Günü kadar eski olmasa da Babalar Günü'nün de 91 yıllık bir geçmişi var. Ama
bazı tarihçiler, Babalar Günü'nün Antik Roma'da bile kutlamasının yapıldığını
belirtiyorlar.
Haziran ayının 3. Pazarı olarak kutlanan Babalar gününün
tarihçesi için elimizde iki farklı kaynak var. Bazı araştırmacılar tarih
belirtmezken Babalar Günü'nün Batı Virginia'da ortaya çıktığını savunuyor. Bu
araştırmacılar Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra
onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediğini söylüyor.
Diğer araştırmacılar ise 1910 yılında Washington'daki
John Bruce Dodd'un 6. Çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin
ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart'a özel bir gün
armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyorlar.
Küçük yaşta annesini kaybeden Dodd'u ve beş kardeşini,
babaları William Jackson Smart büyütmüş. Babasının bir yandan çiftlikte çalışıp
öte yandan altı çocuğa bakmasının zorluklarını farkeden Dodd, anneler günü
kutlanırken babalar gününün olmayışını büyük bir haksızlık olarak
nitelendirmiş. Hemen babasının doğum günü olan 5 Haziran'ın babalar günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış.
Ama bu çalışmalar bir sonraki yılın 19 Mayıs'ına kadar sürmüş.
Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910'da Washington'ın
Spokane şehrinde kutlanmıştır. Bu tarihten sonra ABD'nin diğer eyaletlerine
yayılmıştır. Ancak Babalar Günü resmi olarak 1924 yılında Amerika Birleşik
Devletleri Başkanı Calvin Coolidge'in desteğiyle kutlandı. 1966 yılında ise o
dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazar gününün
Babalar günü olarak kutlayacağını açıklayan bir bildiri yayınladı.
Posted by MADA on 17/06/2007 at 08:39 in GÜN | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Sagopa Kajmer /
Bir Pesimistin Gözyaşları
Aldanışlar orada kaldı , aldatıldın ahın vardı
Aldatıldım ahım aldı , yalvarıldım vahım oldu, Aldanışta masum oldun , yalvarışta
yüzüm soldu .
Dikene battı yalanın ağzı, yatsılarda mumlar öldü
Düşümü böldü sevgi çölünün ölüme çeken o kavuran Nefesi, akşamında leşime
baktım,
Peşime takılan adını kazıdım, ümidi çaldım, ahı Yanıma vardı, vahımı şarkı
yaptım, dinledikçe Ağladım, gözyaşım !...
İnsan umudu taşıdı, kimisi kırdı umudu, lakin Kiminin sahip olduğu tek şey
oydu, hepsi buydu. Yoksulluk korkusuyla ömrü servet peşinde
Harcayanda gördüm fakirliğin özünü, çevirdim Yüzümü, dostumundu teklif,
düşmanındı ısrar, Acaba nereye kadar sürer bu tekrarlar.
Yalanlara radar olsan neye yarar, zararın dönüşü Kârın el mi sallar? Batan
güneş yine doğar. Batan gemi yatan mezar, azar azar kazar mezar,
Kumar umar arar, yazar kader kime çıkarsa bahtı Tahtı kapar, tanrı bunu hep
yapar. Salla gitsin Arzular gemiler zaten batık, yolla gitsin Mektuplar adresin
mi kayıp? Zorla güldü âmâlar Ağlamak mı ayıp? Korla yandı umutlar geçen dünü
Sayıp, yor ki aklını hakkını sorgula düne bakıp?
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi Gidecek
habersiz uzaklara? Kaç yalan yıkacak Güvenleri?
Kaç satır yazılacak kader kitabına ve kaç dua Edeceksin tanrına, kaç damla
gözyaşı dökeceksin Uğruna?
Kaç yarın bekleyeceksin? Sonralara kaç damla Gözyaşı?
Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar kısacık Molalarda tanıdılar mutluluk
denen kelimeyi ve Tanrı baş etti, çile doğdu, hile koydu adını Günahın.
Sille vurdu, illeler inatçı yordu, sınava tabi Tabiat ananın evlatları rabbi
tanımadı, kimisi Küfretti yaradana, zulmetti kendine, hükmetti Paraya,
Çoğuna paralar sıktı kurşunu yaralar açtı durumu Battı. Dünya malı uçan halı,
kırılır dalı her Ağacın, yıkılır her bina afette, gofret, Bedelindir o
Dökülen tuzlu yaşlar, haşlar gözünü yıka yüzünü, Hüzünü her Adem tanır, geçici
bir dövmesin Şeklini çizdi tanrı topraklara; vakti gelince Kazma kürekle
silineceksin. Dayanacağın bir Duvarın yoksa ör hadi, kuvvete dayanamayan Adalet
aciz, adalete dayanamayan kuvvet Zalimdir,
Hakkımı isterim, payıma düşen her şeyi alırım Felsefesi, haksızlık oyunlarında
hakkı yendi, Rengi kaçtı yaşamın, derdi sardı, yaranın acısı Tacı attırdı krala
dahi, bir ömür fani, bir umut Hani? Tebessüm vahi, kabusum canî yazdıklarım;
Yazacaklarımın güvencesi Sago K.
Kaç tabut gömülecek yeraltına ve kaç kişi Gidecek
habersiz uzaklara? Kaç yalan yıkacak Güvenleri?
Kaç satır yazılacak kader kitabına ve kaç dua edeceksin tanrına, kaç damla gözyaşı
dökeceksin Uğruna?
Kaç yarın bekleyeceksin? Sonralara kaç damla Gözyaşı?
Posted by MADA on 16/06/2007 at 00:58 in MÜZİK | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Bazen bir insanı sevmek için ille de yakın
olmak , dip dibe durmak , olabildiğince ayrıntıyı paylaşmak gerekmez . Kayıtsız şartsızda
sevebilirsiniz birisini , sebepsizde ; hatta durup dururken bile .
İlle göz temasına , konuşmanıza durmaksızın ,
gerek yoktur ; sevmek & saygı duymak için . Çünkü sevginin yolunu çizen siz
değilsinizdir .
Sevgi bir sey istemez , tamamlanmaktan başka
... Kalpten gelir ve karşılığını bulduğu kalbe dokunur .
Biz MİNA ADA
ile bugün biraz üzgün , birazda mutluyuz
. Biraz ironik oldu cümlelerimiz ama çokça da şaşkınız içinde bulunduğumuz durumdan ötürü . Acıbadem Hastanesinin biricik ve en şeker Çocuk Hastalıkları Doktoru / muz " GAMZE ŞARBAT "
artık bizlerle istanbulda olamayacak , durun hemen kötü şeyler üretmeyin atılmış başlıktan ötürü post ‘a :))))
Aslına bakılacak olursa hayırlı bir ayrılık
bu :P buradan çok fazla özeline girmeyip sadece SENİ ÇOK SEVİYORUZ demek
istedim kızımla Sevgili GAMZE 'mize :P
***** Hollanda’da çooooook ama çok mutlu ol tamam mı ??? Olurda bir gün geri dönersen Türkiye’ye , biz belki de MİNA ADA ‘nın ufak kardeşi için yine buluşuruz karşıda …
TAMAM MI
?
Posted by MADA on 09/06/2007 at 08:31 in SEVDİKLERİM | Permalink | Comments (2) | TrackBack (0)
Yılmaz
Erdoğan'dan hayattaki İyilerin ve Kötülerin ortak
yaşamlarının çok güzel bir analizi .
Mutlaka okuyun...
::_::__::_::__::__::_::__::_::__::_::__::_::__::_::__::_::__::_::
Biliyorum , çoğunuz iyi
insanlarsınız . Bu yüzden hep kötüler
kazanıyor zaten . Birçok kötü , hatta alçak tanıdım . Çoğu neşeli insanlardı .
Hiçbirinde çekingen bir ruh haline rastlamadım. Kötüler atak , iyiler
pısırıktır, etrafınıza bakın , en heyecan verici , en eğlenceli insanlar hep
sahtekârlardır . Hepsi paldır küldür konuşan , ağız dolusu gülen insanlardır .
Çünkü sahtekâr , sempatik olmak zorundadır . İyinin
böyle bir mecburiyeti yoktur . İyi, sıkıcıdır . Kadınlar iyilere değil ,
güvenilmez erkeklere aşık olur bu yüzden .
Zaten aşk , denen altüst oluşla
ancak bir üçkâğıtçı basa çıkabilir .
Aşkın tadını çıkaramaz iyiler . Onlar sarılıp sessiz bir uzanmayı aşk
zanneder . Tekdüzedirler . Yavaştırlar . Kadınlar da dertlerini onlarla
paylaşır ama gidip bir güvenilmezle sevişirler . Tutku kötülerin işidir .
Sessiz ve efendi bir insan cümlesiyle tanımlanan bir iyilik kolaydır .
Sahtekârlık daha zordur , maharet ister . Zeki , hızlı ve atak olmalıdır .
Enerjiktir . (Tabii kötü kötüler
konumuz dışındadır . Yani hem ,
salak hem kötü olmaya çalışanlar için
düşünmeye , yazmaya değmez .) Üçkâğıtçı ... Sahtekârın en sempatik , en
başarılı şekli . İyi bir hatiptir o . İnandırıcıdır . Konuştuğu zaman etrafındaki
tüm iyi ve dürüst insanlar ağzının içinde kaybolur . Hem çok iyi fıkra anlatır
hem hüznün tüm renklerinden haberdardır . Kahkahasında pirzola tadı , hüznünde
bazen ölümün sesi vardır .
Adam başarılıdır . Yeteneklidir .
İyilik kolaydı r. Kötülük maharet
ister . İyi olmak için , kimseye kötülük yapmamak yeterlidir . Ama kötü olmak için
daha çok çalışmalısınız ! İyi , kötü karsısında güvensiz , enerjisiz , çaresizdir
.
Filmlerde bile iyi , kötüleşmeden
kötünün hakkından gelemez .
Yeminini bozar ve kavgaya girer . Oysa kavga kötünün mesleğidir asıl . Biz iyi seyirciler
perdedeki iyi adamımız kan döktükçe rahatlarız . Ve iyi kötüyü yendi diye
seviniriz . Oysa artık hepimiz kötüyüzdür filmin sonunda . Hatta biz kötü den daha
çok insan öldürmüşüzdür .
Bir iyi için en zor olan , kötüye
Sen kötüsün demektir . Çünkü iyi ,
utangaçtır . Hırsıza hırsız diyemez . Kötünün yerine utanır , sahtekârın yerine
yüzü kızarır, hırsızın yerine yerin dibine geçer ... Bu sırada kötüler, sahtekârlar,
hırsızlar deli gibi eğlenmektedir . Çünkü onların yerine utanan , sıkılan ,
yerin dibine geçen birçok iyi insan vardır . Şeytan bile bazen yorulur kötülük
yapmaktan . Ama hayatlarını salt kötülük yapmaya adayanlar asla durmazlar ;
bunu çok iyi biliyorum . Güzel kıyafetleri , briyantinli saçları , resmi
arabaları , siyah gözlükleri ve korumaları vardır . Ama ruhları
şeytandır . Kötünün en büyük avantajı iyideki kahrolası utanma
duygusudur . Bu duygu iyiyi öylesine zayıf düşürür ki ağzını açıp bir kelime
söyleyemez . Halbuki öylesine kararlı çıkmıştır ki kötünün karşısına . Herşeyi
açık açık söyleyecektir . Başına gelecekleri göze almıştır !... Ama olmaz .
Yapamaz .
Çünkü iyiler korkaktır .
Çünkü iyiler herkese acır , en çok
da kendilerine .
Susmak ,
acımak ,
utanmak ,
korkmak ...
Farkında mısınız ey iyi insanlar ,
ne kadar sıkıcı şeylerle
uğraşıyorsunuz ! Kötüler kazanınca da şaşırıyorsunuz ! Tarih boyunca
iyiler kazanmasalar da , bir şekilde ayakta kalmayı başardılar . İyinin
yazgısıydı bu . Şeytan her zaman saldıracak , yere yıkmaya çalışacak , akılları
karıştıracak ve iktidarına devam etmeye çabalayacaktı . Babalarımız iyi insanlardı
ve bize de iyi olmamızı öğütlediler . Biz de iyi insanlarız .
Ve çocuklarımıza aynı şeyi öğütlüyoruz . Hepimiz kötülerin yanında
çalışıyoruz .
Haydi iyi insanlar !
Haydi sessiz , efendi , sıkıcı ,
korkak , utangaç ve iyi insanlar !
Çalışın !
Kötülerin size ihtiyacı var !
Posted by MADA on 09/06/2007 at 03:53 in "ALINTI" | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Şükü
ANNE & Serdar BABA : Ailenize yeni katılan minik
kızınız İREM NAZLI ile işte şimdi Aile oldunuz , tebrik ederiz :D
Allah
analı babalı , sağlıklı , neşeli büyümesini nasip etsin ...
Çoooooook
çok güzel , şirin ve pembe bir bebek , allah
bağışlasın.
MİNA ADA
ablası bayıldı bu güzelliğe, büyüsün oynayalım diyor devamlı :P
Posted by MADA on 07/06/2007 at 21:23 in GÜN | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
KİM KİMDİR ?
Bu Metni bana sevgili arkadaşım çilekeş :D Emine yolladı .
Noktasına virgülüne dokunmadan buraya
aktarıyorum . Okuyun ve en az benim kadar şaşırın , hatta dumur olun …
İLGiNÇ ....
BUNLARI BiLİYOR MUYDUNUZ ??? .....
:...
BENCE NERELİ OLDUKLARI ÖNEMLİ DEĞİL , AMA NE DÜŞÜNÜP NE YAPTIKLARI
KISMINA DİKKAT ETMEK LAZIM ...
EVETTTT : Devlet büyüklerinin kökenleri :p
Başbakan ve çevresi hakkında biraz derince analiz ... Çok ilginç
çooooooooooooooooook....
eğlenceli de üstelik , buyurun .
Devleti Yönetenlerin Etnik Kökenleri
Başbakan Tayyip Erdoğan
Tayyip geçen sene memleketi Rize'nin Güneysu Beldesi'ne gittiğinde
hemşerileri Tayyip'i 'POTAMYA'YA HOŞGELDİN' pankartıyla karşıladı.
Medya bu pankart üzerinde hiç durmadı. Potamya ne demekti ?
Güneysu beldesinin Rumca ismi Potamya'dır. Bu beldenin ahalisinin bir
kısmı sonradan Müslüman olmuş Rum'dur. Hala beldenin Rumca adını
kullandıklarına göre Türklüğü içlerine tam sindirememişler demektir.
Tayyip Erdoğan bu pankarttan rahatsız olmadı. İhtimal kendisi de Rum
kökenlidir.
Yine geçen sene Tayyip Erdoğan Gürcistan Devlet Başkanı'yla
görüşmesinde kendisinin de Gürcü olduğunu söyledi. Bu bağlamda
Tayyip'in Gürcü olma ihtimali de yüksek. Kısacası Tayyip Erdoğan Türk kökenli
değildir. Zaten Türklük şuuru da taşımamaktadır. Zorunlu olmadıkça Türk
sözünü kullanmaz. Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini ayrımcılık olarak
değerlendirdiğini çok kere vurgulamıştır. Başbakan olduğundan beri
ağzından bir kez bile "Türk milleti" sözü çıkmamıştır. Hep Türkiye halkı
der.
TBMM Başkanı Bülent Arınç
Manisa doğumlu, Manisa milletvekili olduğu için ve Türkçe'yi de güzel
kullanmasından ötürü halk tarafından Manisalı bir Türk olduğu
sanılmaktadır. Halbuki Bülent Arınç'ın kökeni Tunceli'ye
dayanmaktadır. Yıllar önce Manisa'ya göç etmiş bir Kürt ailesinin
torunudur.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
Kayseri doğumlu ve Kayseri milletvekili olan Abdullah Gül, baba
tarafından çok eskiden Kayseri'ye yerleşen Siirt kökenli bir ailenin
oğludur. Baba tarafından Arap ana tarafından sonradan Müslüman olmuş
Ermeni kökenlidir.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu
Diyarbakır doğumlu olan Abdülkadir Aksu Kürt'tür. Göreve geldiğinden
sonra Emniyet teşkilatındaki Fetullahçı Kürt kadrolaşma inanılmaz
artmıştır. Yurtsever Türkler (Necip Hablemitoğlu , Muammer Aksoy, Uğur
Mumcu) hep onun döneminde katledildi. Emniyette Kürtçü ve Doğu'cu
kadrolaşmayı sağladı. İstanbul'daki Kürt kökenli PKK'ya yardım sağlayan
mafyayı temizleyen polisleri açığa aldı veya pasif görevlere sürdü.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik
Van'lı olan Hüseyin Çelik Kürt-Arap melezidir. Kürtçe şarkılarla
eğitim-öğretim sezon açılışı yapılması ilk kez Hüseyin Çelik'in
bakanlığı döneminde görülmüştür. Türkiye sadece Türklere mi ait iddiasını ortaya
attı.
Başbakan Yardımcısı Dengir Fırat
Hükümette en kilit kişi olarak gösterilen Başbakan Yardımcısı Dengir
Fırat 1925 yılında idam edilen Kürt isyancı Şeyh Sait'in torunudur.
Mersin milletvekili olan Fırat, Mersin'deki Kürt nüfus hareketini
yönlendiren kişilerin başındadır. Dengir Fırat, 2 Ağustos 2002 Cuma
günü Meclis'te, sinir oynatan ses tonuyla, Abdullah Öcalan'ı kast ederek
“Asamadınız ! Asamazsınız !! Asamayacaksınız !!!" diye bağırmıştır.
Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen
Kürt kökenli olan Zeki Ergezen, bir de ayrıca Nakşibendi tarikatının
Tillo koluna mensuptur.
Başbakanın Danışmanları:
1. Danışman :
1994 yılında PKK'ya maddi yardım yaptığı için öldürülen
Kürt işadamının yeğeni bugün Tayyip Erdoğan'ın danışmanı. 10 Aralık
2002 tarihinde, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Bush ile o dönem Başbakan olmayıp
AKP Genel Başkanı olan R.T Erdoğan'ın yaptığı toplantıya katılan birkaç
isimden biri. Babası milletvekili. Babası bir dönem insan hakları
meselleriyle çok yakından ilgiliydi; dernek başkanıydı. Fırsat buldukça
da İstanbul-Ankara belediyelerinin köprü, yol ihalelerini alırdı. Ailece
S-300 Mersedeslere biniyorlar. Danışmanın üniversite mezunu bile
olmadığı söyleniyor. Başbakan Erdoğan'ın bu danışmana özel bir sevgisi olduğu
biliniyor.
2. Danışman :
Cüneyt Zapsu ; Bu danışman Güneydoğu'nun en büyük Kürt
aşiretinin üyesi. Dedesi ilk Kürtçe tiyatro eseri yazan bir edebiyatçı.
Ehl-i Sünnet dergisinin sahibi. Türkçe-Kürtçe yayınlanan "Jin"
dergisinin önde gelen isimlerinden. Danışmanın halası, faili meçhul bir cinayete
kurban giden Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Anter'in
eşi. Danışmanın eniştesi Musa Anter öldürüldüğünde Abdullah Öcalan
başsağlığı mesajı yayınlamıştı. Öldürülen Musa Anter'in bir yeğeni milletvekili de
yine faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti. Danışman yakın akrabaları
gibi Doğu ve Güneydoğu'da gezmiyor. O'nun bir ayağı hep Amerika'da
TÜSİAD üyesi bu danışman, Başbakan Erdoğan'ın özellikle yurt dışındaki bütün
resmi-özel görüşmelerinde bulunuyor. Bu danışmanın Erdoğan'ın "aklının
yarısı" olduğu iddia ediliyor
3. Danışman :
Bu danışman aslen Diyarbakırlı. Kürt olduğunu açıkça
vurguluyor. Bir dönem radikal İslamcıydı. Yoksuldu; üniversitede yurtta
kalıyordu; şimdi lüks otellerden çıkmıyor, 100 bin dolarlık ciplere
biniyor.
4. Danışman :
Babası Güneydoğu'da bir şehrin Belediye Başkan'ıydı. O
ise Beyaz Saray'ın yeminli müşaviriydi. Arap kökenli. Nerden nereye...
ABD vatandaşı olduğu biliniyor. Ama şimdi o hem danışman hem
milletvekili. Barzani 2 sene önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde
kendisine bağlı 75 milletvekili olduğunu açıklamıştı. Kimse bu milletvekilleri
kimlerdir diye araştırmadı. Kaynadı gitti bu açıklama.
Namık Tan : Dışişleri bakanlığı sözcüsü Dışişleri Bakanlığındaki Kürtçü
gurubun başı, Mardin doğumlu, Dışişleri Bakanlığında hizmete Özel
yazdığı bir Kürt raporunda Kürtlere daha fazla kültürel haklar verilmesini
talep etti. Ak Parti içinde ki Kürt gurubun en yakın ismi. Dışişleri
Bakanlığındaki Kürt guruplar ile Meclisteki Kürtçü milletvekilleri
arasındaki ilişkiyi koordine ediyor. 30 Ağustos onların (askerleri
kastederek) 29 Ekim bizim bayramımız diyerek askerlere olan nefretini
belirtiyor. PKK'nın finanse ettiği lokantalarda ödediği hesabın Türk
askerine ve Türk milletine kurşun olarak geri döndüğü kişi.
Baki İlkin : Arap Kökenli, Dışişleri bakanlığında Kıbrıs
masası başkanıydı şimdi Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi, Denktaş'ın
tasfiye edilmesi operasyonunun baş aktörü, 12 Eylül Kenan Türklüğü ve
Milliyetçiliği zararlı, hastalıklı ve kontrol altında tutulması
gereken bir akim olarak tarif ediyor. Dev sol mensubu 12 Eylül'de yaşı
büyütülerek asılan 16 yaşındaki sol görüşlü Erdal Eren'in yaşını
büyütme
işlemlerinde rol alan kişi.
Uğur Ziyal : Dışişleri bakanlığı eski müsteşarı, Dışişleri içinde Ak
partiye en yakın isim, Kürt kökenli, Dışişlerindeki Kürtçü
kadrolaşmanın planlamacıları ndan, Talabani ve Barzani'nin aşiret lideri olduğu
dönemlerde onlara Dışişleri bakanlığı makam aracı tahsis eden kişi.
PKK'ya yakın olmasa da modern Kürt Milliyetçiliğini destekliyor. Cüneyt
Zapsu ve Dengir Fırat'a en yakın isimlerden.
Türk milleti içindeki düşmanını yanlış yerlerde arıyor; biraz kafasını
kaldırıp yukarıya bakması gerekiyor...
Atatürk ; "Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki sinesinde
yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki,
vicdanındaki asli cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri
kalınmasın."
“Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.
Doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir."
Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz.
Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. " demişti.
GALİBA AB / ABD İSTİYOR AYAK OYUNLARIYLA NEDEN ATATÜRK'ÜN İZİ
KAYBEDİLMEK İSTENİYOR DAHA AÇIK DEĞİL Mİ ?????!!!!!! !!!!
Düşmanı nerede aramalı acaba?
Posted by MADA on 05/06/2007 at 22:49 in ZOOM | Permalink | Comments (7) | TrackBack (0)
Politika
Nedir ? ;
Bir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete
gitmiş . Demiş
ki : "Senin oğlana bir eş bulalım , zamanı geldi artık ."
Adam : " Ben hayatımda oğlumun işine karışmadım ."
demiş . Bürokrat : " Ama demiş bu kız Rahmi Koç’un
kızı"
deyince Adam : " Aaaa … tamam o zaman" demiş ve durumu
kabul etmiş" Sonra bizim bürokrat Rahmi Koç'un
evine
gitmiş: " Kızınıza harika bir koca adayı buldum "
demiş . Rahmi Koç
şaşırarak : " Ama benim kızım daha çok
küçük
" diye itiraz etmiş . Bürokrat : " Ama bu genç adam
Dünya Bankası'nda başkan yardımcısı " deyince .
Rahmi Koç : " Aaaa... tamam o zaman
" diyerek duruma
hemen razı oluvermiş . Sonunda bizim Bürokrat Dünya
Bankası Baskanını ziyarete gitmiş ve demiş ki :
"Başkanım , size harika bir başkan yardımcısı adayı
buldum " Başkan : " İyi ama benim zaten ihtiyacımdan
fazla yardımcim var " deyince Bürokrat : Ama bu Rahmi
Koç ‘un
damadı " demiş . Başkan da " Aaaaa
... tamam o
zaman " demiş .
İşte
politika budur ...
Posted by MADA on 05/06/2007 at 22:23 in KOMİK | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Posted by MADA on 02/06/2007 at 20:59 in KOMİK | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Posted by MADA on 02/06/2007 at 09:56 in SEVDİKLERİM | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)