Bence
oldukça güzel kotarılmış , iyi bir düşünce ve iyi bir iş …
Siteye buradan
ulaşabilirsiniz : TIKLA
« April 2007 | Main | June 2007 »
Bence
oldukça güzel kotarılmış , iyi bir düşünce ve iyi bir iş …
Siteye buradan
ulaşabilirsiniz : TIKLA
Posted by MADA on 31/05/2007 at 23:18 in ZOOM | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
ANNELER GÜNÜ'NDE TÜRKİYE'DE VE DÜNYA'DA ANNELERİN TRAJİ KOMİK - İRONİK
DURUMU
Save The Children (Çocukları Koruyalım) adlı uluslararası kuruluş
tarafından yayınlanan Dünya Annelerinin Durumu Raporu 'nda yer alan sıralamada Türkiye
88 ülkeyi kapsayan orta gelişmişlik düzeyindeki ülkeler kategorisinde Gabon'la
birlikte 46. sırayı paylaşıyor .
Türkiyede Annelerin Durumu :
KADINLARIN DURUMU
SAĞLIK
Anne ölüm riski (...'de 1) 480
Sağlık personeli yardımıyla doğum(%) 83
Modern doğum kontrolü yöntemi kullanımı (%) 38
Kadınlar için doğumda beklenen ömür (yil) 72
EĞİTİM
Kadınların okula gittiği süre , ortalama süre (yıl) 10
EKONOMİ
Kadın - Erkek gelir oranı 0.35
POLİTİKA
Hükümetteki kadin bakan sayısı (%) 4
ÇOCUKLARIN DURUMU
5 yaş altı ölüm oranı ( 1,000 canlı doğumda) 29
5 yaş altında orta ya da ağır derecede kilo azlığı (%) 4
Kaba ilk okula gitme oranı (%) 93
Kaba orta okula gitme oranı (%) 79
Temiz suya erişim (%) 96
TÜRKİYE'NİN DURUMU
Anne indeksi sıralaması (66 ülke arasında) 46
Kadin indeksi sıralaması (66 ülke arasında) 54
Çocuk indeksi sıralaması (79 ülke arasında) 21
Türkiye'den daha iyi durumda olan 10 ülke
Salvador 35
Moğolistan 35
Belize 37
Azerbaycan 38
Paraguay 39
Gürcistan 39
Namibya 39
İran 42
Honduras 43
Cezayir 44
Birleşik Arap Emirlikleri 45
Türkiye'den daha kötü durumda olan 10 ülke
Nikaragua 48
Tacikistan 49
Endonezya 50
Botsvana 51
Kenya 52
Zimbabve 53
Morokko 54
Gana 55
Umman 55
Guatemala 57
Suudi Arabistan 58
DÜNYA'DA ANNELERİN DURUMU
EN ÜSTTEKİ 10
1 İsveç
2 İzlanda
3 Norveç
4 Yeni Zelanda
5 Avustralya
6 Danimarka
7 Finlandiya
8 Belçika
9 İspanya
10 Almanya
EN ALTTAKİ 10
131 Cibuti
132 Burkina Faso
133 Etopya
134 Eritre
135 Angola
136 Gine - Bissau
137 Cad
138 Yemen
138 Sierra Leone
140 Nijer...
*Kaynak: State of the World's Mothers 2007-Saving the
Lives of Children Under Age 5. Save the Children
** Bu haber Toplum Sağlığı
Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nce hazırlanmıştır.
www.toplumsagligi.org adresi kaynak gosterilmek kaydıyla alıntılanabilir.
Posted by MADA on 13/05/2007 at 23:56 in GÜN | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
Posted by MADA on 13/05/2007 at 20:26 in SEVDİKLERİM | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)
YARALARIMDAN SEV BENİ …
Kadın ayakkabısını
çıkardı. Sızlayan ayaklarını ovuşturarak koltuğa oturdu. "Bu ayakkabıları
neden giymediğimi unutmuşum ama giydikten iki saat sonra hatırladım" dedi
gülerek. Ayak bileğinin arkası su toplamıştı ve gün boyunca çıkaramadığı
ayakkabılar su toplamış bölgeyi iyice örselemiş, açık bir yara haline
getirmişti.
Kadın saçlarını kulağının arkasına attı. Akşam olmuştu. Pencerenin önüne
dizilmiş çiçeklerin arasında birkaç mum yanıyordu. Dışarıda esen sert rüzgârın
sesi odanın içindeki anlık sessizliğin üzerine düştü.
Koltuğun önündeki eski ahşap sehpada pempe gül desenli eski bir fincanın
içindeki kahvenin dumanı tütüyordu.
Adam kadının ayaklarını ellerinin arasına aldı.
Mumun alevi titredi.
Ayak bileğindeki o küçük açık yaraya baktı adam. Sonra öpmeye başladı. Bir
kedinin yavrusunun yarasını iyi etme çabası gibi bir şevkatle ve dakikalarca
öptü adam o yarayı...
***
"Nasılsın?" diye soruyordu genç kadın attığı mesajda.
"Korkuyorum diye geldi yanıt. Bir an bu içten itiraf karşısında ne
yazacağını bilemedi genç kadın. Kimseye, hiç kimseye ufacık bir zaafını
göstermeyen adam ilk defa böyle bir kapı açıyordu çünkü. "Korkuyorum"
diyordu. "Bana yardım et. Tut elimden, ya düşersem" diyordu.
"Korkma" diye yazdı genç kadın. "Her şeyin bir telafisi var.
Düşsen bile kalkarsın. Eğer istersen yanında ben varım. Belki istemesen de ben
varım. Elini uzat yeter. Korkunun açık kalan kapısını kapama bana.. Bırak seni
korktuğun yerden tutayım"
***
Cenazenin yavaş yavaş dağılan kalabalığına bakıyordu kadın. Kalabalıktan hiç
kimse bilmiyordu yolcu edilen kişi onun için ne ifade ediyordu... Yağmur
başlamak üzereydi. Cami iyice boşalmıştı. Oturduğu bankta boş gözlerle etrafı
seyretti bir süre. Sonbahar bitiyordu. İçindeki zehiri daha da çoğaltacak olan
koca bir kış vardı önünde. Ellerine baktı başını eğip sonra ayakkabılarına.
Beraber
almışlardı gecen kış. "Hayat böyle işte" diye düşündü. Kimin aklına
gelirdi o ayakkabılarla bu cenazeye gelinecek. Yanına biri oturdu kadının.
Yorgunlukla başını çevirip kim olduğuna baktı bir an. Aynı mutsuzlukla bakan
bir çift gözle karşılaştı. "Bana söylemişti" dedi yanına oturan genç
kız. "Sizi çok sevdiğini bana yıllar önce söylemişti. Sadece isminizi
bilmiyordum. Babamın sevmekten bıkmadığı kadın bana emanet bıraktığı bir dost
sayılır... değil mi?"
Şu anda yanında oturan ve büyümesini uzaktan, gizlice, hep üçüncü kişi olarak
seyrettiği genç kızın bu sözleri kadının içindeki zehir şişesini devirdi sanki.
Sanki yakarak ağzından, burnundan, gözlerinden dışarı boşaldı o zehir... Sadece
elini tutabildi genç kızın... "Nasıl tanıdın beni?" diyebildi
sadece...
***
Boğazım ağrıyordu. Burnum tıkalıydı ve yükselen ateşim bütün vücuduma bir
titreme yayıyordu. Baş ucumdaki lambayı yaktım. Boğazımdaki gıcık yüzünden
öksürmek istiyor ama yanımda yatan kızımı uyandırmaktan çekmiyordum. Sanki
yatağa biri çizmiş gibi elleri yanaklarında, fındık burnu ve kiraz dudaklarıyla
tatlı tatlı uyuyordu. Ona bakarken baktığımı hissetmiş gibi açü gözlerini.
"Ne oldu anne?" diye sordu. "Hasta oldum ben" dedim.
"Gene mi" dedi gözlerini kırpıştırarak... "Gene" dedim
gülmemi tutamayarak..
"Göster ağrıyan yerini öpeyim anne, öpeyim geçsin canım" dedi...
Minik elleriyle görünmez yaralarımı okşarken gözlerim acıdı.
***
Kim birini yaralarından sevmeye başlasa böyle olmaz mı zaten...
Acımaz mı sevilenin gözleri...
Acıyan gözler güçlenen yüreğin yüzdeki yansımasıdır aslında.
Çeliğe su vermek gibi...
Birini yarasından sevmek yüreği suya kavuşturmaktır...
Yürek çeliğe işte böyle dönüşür...
İclal
Aydın
Posted by MADA on 13/05/2007 at 07:56 in "ALINTI" | Permalink | Comments (1) | TrackBack (0)
Posted by MADA on 05/05/2007 at 17:05 in GÜN | Permalink | Comments (5) | TrackBack (0)
Şimdiye kadar Requiem for a Dream ‘le ilgili oldukça
fazla şey karaladığımı fark ettim . Soundtrack ‘ini vermişim , üstüne 1 / 2 post karalamışım , şimdide sıra geldi filmi
izlemek isteyenlere , arşivimdede olsun diyenlere ...
IMDb 'de film hakkında yazılanlara bakabilirsiz ardındanda filmi aşağıdan indirebilirsiniz :D
Hubert Selby Jr. (novel)
Hubert Selby Jr.
(screenplay) ...
Ellen Burstyn ... Sara
Goldfarb
Jared Leto ... Harry
Goldfarb
Jennifer Connelly ...
Marion Silver
Marlon Wayans ... Tyrone
C. Love
Christopher McDonald ...
Tappy Tibbons
Louise Lasser ... Ada
Marcia Jean Kurtz ... Rae
Janet Sarno ... Mrs.
Pearlman
…
İNDİR :
Part 1 - Part 2 - Part 3 - Part 4 - Part 5 - Part 6 - Part 7 - Part 8 - Part 9
Posted by MADA on 05/05/2007 at 11:12 in FİLM | Permalink | Comments (0) | TrackBack (0)

Türkiye'nin
talihsizliklerinden biri de Deniz Baykal..
Tandoğan ve Çağlayan şahlanışlarının herhangi bir parti ile ilgisi
olmadığını yazan gözlemci ve yorumcular haklıydı. Ellerde sallanan yüz binlerce
Türk bayrağı, insanların, siyasal görüşleri ne olursa olsun, sadece ve sadece
laik ve demokratik Atatürk Cumhuriyeti için toplandıkları ve yürüdüklerinin
göstergesiydi.
Bu insanlar, "Sözde değil, özde" Atatürk çocuklarıydı.
Şimdi soruyorum..
Peki, bu yüz binleri, milyonları sokağa döken bir lider var mıydı
ortada?..
Hem de Türkiye gibi, karizmatik liderler ülkesinde.. İnsanların
oylarını, parti, program için değil, lidere göre verdikleri sistemde..
Yoktu.. İnsanlarımız Türkiye'nin siyasal ve toplumsal tarihinde ilk defa
lidersiz toplanıyordu. . Herhangi birisinin peşinde yürüyerek değil, kendi
inançlarının göstericisi olarak..
Bu yüz binler Çağlayan'da laik güçlere "Birleşin" mesajı
verdiler..
Türkiye'de sorunların demokratik yöntemlerle, sandıkta çözülmesi niyetlerinin
açıklanmasıydı bu ayni zamanda..
"Karşınızda, hiç de adil olmayan bir seçim sisteminden yararlanarak,
halkın yüzde 24.5'unun oyu ile Meclis'in yüzde 66'sını ele geçiren bir düşünce
var. Bu düşüncenin sandıkta yenilmesi, ancak birleşmenizle mümkündür.."
Doğru.. Peki ama nasıl olacak birleşme..
Bunca siyasal partinin, kendi görüşlerinden, kendilerini farklı
kılan düşüncelerinden sıyrılarak, başka bir partinin ilkelerine
"Evet" demesi mümkün değil..
Anavatan ile DYP birleşebilir. . Zaten görüşüyorlar. Zaten oyu
olmayan bir takım hizip sol partileri, kendilerini doğuran CHP'ye katılabilir..
Hatta CHP ile, yıldızı yeniden parlamaya başlayan DSP de bir araya gelebilir..
Ama bu birleşmeler yeter mi?.. Çözüm, çare olur mu?. Mümkün mü?.
Gerçekçi olalım, gerçekçi düşünelim.
AKP bu ülkenin hâlâ bir numaralı partisi.. Böyle olunca, seçim yasasının
birinci partiye "İstikrar" adına tanıdığı avantajlar ondan yana..
Onun bir oyu 2 sayılırken, barajın yüzde bir altında kalanların milyonla
oyu,"Sıfır" kabul ediliyor.
O zaman AKP'yi bu seçim yasası ile yenmek, sandıktan birinci
çıkmakla mümkün. Bunu laik partilerin hiçbiri tek başına başaramaz.. Sağda,
solda birleşmeler de çözüm olmaz. Solun, merkezin ve merkez sağın tek partide
birleşmesi ise hayalin de ötesinde olur..
O zaman çözüm.. Seçimde iş birliği.. Partilerini parti yapan, doğumlarına sebep
olan farklılıklardan vazgeçip, başta seçim yasası, bu ülkede laik, demokratik
cumhuriyetin kesiksiz devamı için gereken tüm yasaları çıkarmak ve kararları
almak üzere hazırlanmış bir ön protokol ile seçime "Laik" cephe
olarak girmek..
Bu kâğıt üzerinde mümkün.. Ama gerçekleşme şansı ne?.
Madde 1.. Bu cepheyi peşine takacak bir lider gerek.. Fransız Beşinci
Cumhuriyetini kuran cephenin De Gaulle'ü kimliğinde bir lider var mı bugün
ülkemizde..
Karizmatik.. Herkese güven veren..
İlk bakışta Deniz Baykal.. Cumhuriyeti kuran partinin, Atatürk'ün Cumhuriyet
Halk Partisi'nin lideri..
Bu millet Baykal'ın peşine takılır mı?.
Güldürmeyin beni.. Türkiye'nin talihsizliklerinden biri de, CHP'nin başında
Deniz Baykal'ın olmasıdır..
Siyasal yaşamı boyunca başarıyla yaptığı tek iş, hizipçilik ve bölücülük olan
Baykal, laik cephenin birleştirici lideri olabilir mi?..
En soğukkanlı, toparlayıcı olması, güven vermesi gereken bu günde, nasıl itici,
nasıl bölücü hâlâ..
Bugün demokrasiyi korumaya kalkışan kişinin, kendi partisi içinde
demokrasiyi nasıl sıfırladığını herkes bilmiyor mu?..
Kazanma şansı bile olmayan Bedri Baykam'ın konuşmasından dahi rahatsız olup,
engellemek için, sabahın köründe baskın tarzında Kurultaya dalıp, tüzük
değiştiren adam değil mi, Deniz Baykal?..
Kendisi, memleketi Antalya'yı bile AKP'ye teslim ederken, Türkiye mozaiğinin
tipik yansıması, en zenginlerle, en fakirlerin, en dindar Müslümanlarla, başta
Ermeniler, her türlü azınlığın yaşadığı Şişli ilçesinde, CHP'nin oy oranını üç
misli katlayarak, bir oy farkı yaratma rekoru kırarak kazanan Mustafa Sarıgül
gibi, gerçek siyasetçi, politikacı, halk adamı, karizmatik lider, belki de
CHP'yi zafere taşıyacak görünürdeki tek adamı, sırf kendisini koltuğundan
etmesin diye partiden kovan Deniz Baykal mı, demokrasiyi, demokratik
cumhuriyeti savunacak?..
Bugün, yedi sülaleden CHP'li olanların pek çoğu, günümüz koşullarında dahi
"Baykal baştayken CHP'ye oy vermem. Başkasına da veremeyeceğim için
sandığa gitmem" derken, CHP'li olmayanlar Baykal'ın ardından yürürler
mi?..
İşte hodri meydan.. Baykal bir miting düzenlesin, resmen.. Görelim kaç kişi
geliyor?..
Baykal olmaz..
Peki ötekiler..
Birinci parti olma adayı MHP'yi seçimden hezimetle çıkaran, liderlik
vasıflarından hiçbirine sahip olmayan, kapıldığı panik yüzünden koalisyonu, tam
da ekonomik sonuçlar alınmaya başlayacakken dağıtıp, AKP'ye iktidarı altın
tepside sunan Devlet Bahçeli mi?..
Çok umutlu bir çıkış yapabilecekken, uzun süre ortalarda görünmeyen, adeta
siyasetin dışına düşen, "Düz ovada siyaset" ifadesini doğru dürüst
anlatamadığı için temelindeki milliyetçi oyları büyük oranda kaybeden, AKP'ye
karşı beklenen duruşu sergileyemeyen, hatta seçim sonrası barajı aşarsa, AKP
ile koalisyon yapıp onu iktidarda tutacağı görüntüsünü, doğru, yanlış veren
Mehmet Ağar mı?..
Türkiye'de zinde güçlerin en hassas olduğu konularda, örneğin sıkma baş
dendiğinde AKP'nin bile önünde giden Erkan Mumcu mu?.
Ötekilerin adı zaten sadece kâğıt üzerinde.. Yazmaya gerek yok..
Şimdi soruyorum..
Erken, acil, normal, hangisi yapılacaksa, Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına
çıkacak, onunla aşık atacak, atabilecek lider, mevcutların arasında var mı?..
Yok!..
O zaman, Laik Türkiye liderini bulmak zorunda..
Lidersiz sokakta muhteşem gösteriler yapılır, ama sandıktan çıkılmaz.
Laik cephe sandığa, liderini bulmadan giderse, Recep Tayyip Erdoğan'a daha da
büyük bir seçim zaferi armağan eder.
Gerçek budur!.
Bu lideri bulmak için kalan vakit ise çok ama çok az.
Hızla düşünmek, hızla, yıpranmamış, kirlenmemiş, başarısını kanıtlamış,
kimsenin adına itiraz etmeyeceği, ama kitleleri peşine takabilecek çapta birini
bulmak gerek.
Saatler AKP ve Erdoğan için çalışıyor, bu böyle biline..
Posted by MADA on 04/05/2007 at 12:54 in "ALINTI" | Permalink | Comments (3) | TrackBack (0)